okuyanın, araştıranın, öğrenenin müşkül durumu

insan dediğin, güzel, ideal düsüncelerle dolu,
hangi insan olursa, temel hali bu insanın...
ayrıca okuyor, araştırıyor, bilgiye ulaşıyor,
yeni yeni felsefelerle tanışıyor,
doluyor, sadece bilgi ile değil fakat
aynı zamanda şevkle:
"ben de yaparım bunu"
"bunu burda da yapmalı" diyor veya
yeni yeni fikirler geliyor aklına,
sorunlar üzerine düşünürken.
ama gerçek dünyaya gelince
bambaşka bir zihniyetle karşılaşıyor:
o öğrenilen, aranılıp bulunan güzelliklerin
bu dünyada yeri yok... onlar bu dünyada;
hor görülüyor
küçük görülüyor
gereksiz görülüyorlar.
zaman kaybı, deli divane işi -
"senin başka işin yok mu?"
"eski köye yeni adet mi getiriyorsun?"
peki, soruyorum o zaman:
neden okullar, üniversiteler var o zaman?
neden kitaplar basılıyor, neden kafalar yoruluyor,
daha iyiye, güzele ulaşmak için?
orada öğrendiklerini uygulayamayacaksa,
insanlar... kitaplara, felsefeye ne gerek var?
bırakın o zaman onları, kalsınlar raflarda;
en azından tozlar bilsin onların değerini,
biz onlar hakkında hiçbir şey duymamış, onları hiç okumamış,
hiç öğrenmemiş olalım, olalım da bari rahat
edelim...

Comments

  1. Linda şiir Ürettiğimiz gereken yer bu dünyada bilge için yer yok bazen biraz toplumu resmediyor. Bu üzücü bir gerçektir ama hala sürekli arama her zaman gerekir. Hayat uzun ve fırsatları görünür.

    ReplyDelete
  2. sorry, what you have written here, cannot be understood. what do you mean?

    ReplyDelete

Post a Comment

Popular posts from this blog

"Berlin'de Türk-Alman Futbol Şöleni" mi dediniz!?!

Ben Hırvatistan’dayken

Türkiye enerji alaninda ayni anda, birbiri ile celisen amaclar izlemeye calisiyor