Yilan hikayesi: Liberal mi olalim, devletci mi kalalim? - 2

Daha önceki blog postasinda bir foruma gönderdigimi belirttigim e-postaya cevap gelmis. Cevap veren arkadas, toplumdaki esitsizliklerden dem vuruyor, birisi cok zengin ötekisi fakir diyor ve tabi devletin ekonomik hayatta daha etkin rol oynayarak bu esitsizlikleri dengelemesi gerektiginden bahsediyor. (Tabi böyle diyerek biraz konu disina cikmis da oluyor.) Ayni zamanda, kar eden devlet tesekküllerinin de satilmamasi gerektigini, bunlarin mülkiyetinin ve isletmesinin devlet elinde kalmasi gerektigini savunuyor.

Ona yazdigim asagidaki cevaptan sonra, benimle aslinda, üc asagi bes yukari ayni fikirde oldugunu belirtti ve devletin asil ilgilenmesi gereken hususlarin ic güvenlik, sosyal güvenlik gibi konular oldugunu kabul ettigini ifade etti.

Yorumlari size birakiyorum:

"Ben de sizin mesajiniz icin tesekkür ederim.

Ancak birakin, birisinin mali digerinin gözüne batiyorsa batsin, zengin, daha az zengin, fakir, her zaman olmus, olacak da... Insan hazimli olmali, kendine isine bakmalidir, diye düsünüyorum..

Bizim müdahale edebilecegimiz durum, sadece, devletin tarafsizligini bozup, akilligini kaybederek olaylara dengesiz müdahale etmesini engellemek, diger taraftan da, yapmasi gereken seyleri de eksiksiz yapmasini saglamak..

Simdi devletin illaki üretici konumda olmasi gerekmiyor, zaten kimse onun en iyi üretici olacagini garanti edemez. Gelecegi kimse kesin bilemez, buna devlet de dahildir. Yani bu is planla cözülemez, görebildiginiz kisitlidir, bir tarafi yaparken öteki tarafi bozabilirsiniz, eger bir plana tabi iseniz önünüze cikan olaylar karsisinda esnek davranamazsiniz, A B C D ... Z planlariniz olmasi lazim, buna kimsenin ne zamani ne de kaynagi yeter.. Sonucta, sadece bir kisim kesimleri mutlu edebilirsiniz. Bu mutlu edilen kesimler de her hükümetle degisir. Seffaflik olmaz, insanlar kendilerini mevcut duruma adapte edemezler. O ortami terk etme yolunu secerler.. Ya da hic girmezler..

Bu, ayni zamanda, negatif anlamda politize olmus bir devlet yapisi ile zaten plan program da yapilamayacagi anlamina geliyor. Negatif, cünkü sisteme giris seffaf, herkese acik, yeterli derecede demokratik degil ve bilimsellige dayanmiyor.. Durum böyle olunce, planliyorsunuz da, kimin icin?

Devlet enerjisini, parasini, zamanini, kaynagini ekonomik, etkin kullanmali - bunun icin de eli serbest olmali. Konuya bir de bu acidan bakmanizi öneririm. Devlet, diyelim ki, sizin dediginiz gibi, bir is kolunda basarili oluyor, ama baska bir alanda daha basarili ve etkin olabilecekse, neden daha az basarili oldugu alanda devam etsin? Mesela egitim alaninda daha basarili olamaz mi? veya sosyal güvenlik alaninda? Ic güvenlik alaninda? Demokratik haklarin gelistirilmesi alaninda? Her sey para mi yani, illaki para mi kazanmali? Belki (belki degil aslinda, kesinlikle) parayi daha akilli harcayarak daha yararli olur bizlere...

Devletin durusu kesin olsun ki, onu kullanmaya calisan, her ise kosturanlar, artik bunu yapamayacaklarini anlasinlar ve ondan ellerini ceksinler, tasin altina koysunlar, mizmizlanmadan gelecegimiz icin beraber calissinlar.. Güzin Abla bile heralde, devletimizin ugrastigi kadar cesitli dertlerle ugrasmamistir :)))

Selamlarimla"

E. A.

Comments

  1. teorik sinirlar iyi cizilmeli. "externalities" kavrami yuzunden serbest piyasadaki sirketler disinda bir tüzel kisinin bu sirketlerin üzerinde davranmasi gerekliligi ekonomide konsensus oldugunu dusunuyorum.

    devletin ulke buyumesinde oynayaccagi rol ise "industrial policy" adi altinda tartisiliyor. uzerinde bir konsensus oldugu soylenemez. dünyaca ünlü türk ekonomist dani rodrik 21. yuzyilda devletin kalkinmadaki roluyle ilgili onemli seyler soyluyor.

    ReplyDelete
  2. yorumun icin tesekkürler!

    "teorik sinirlar iyi cizilmeli" demissin: bu durumda, "piyasadaki sirketler üzerinde hareket edecek bir tüzel kisilik" seklinde tanimladigin yapiyi da bu cercevede degerlendirip, bunun ne olup ne olmadigi konusunu aydinlatirsan sevinirim.

    devletin (saglikli) büyümenin saglanmasindaki önemli rolü yadsinamaz. eger türkiye'yi kastediyorsan, evet dogru, sanayi politikasinin nasil olmasi gerektigi konusunda maalesef bir uzlasi yok.

    pazarlarin kendilerinden beklenilen yararlari göstermelerinin saglanmasi da devletin ödevleri arasinda; ancak devlet onlarin isleyisine duyarsiz müdahaleler yaparsa, kendi rolünü yadsimis oluyor... onun yerine, maharetle, pazarlari, sosyal kesimleri ve diger ilgili politika alanlarini iceren ülke ekonomisini yönetmesi gerekir. devlet olmadan da bu is olmaz kanimca. cünkü devlet, halkin kendi kendini yönetme aygitidir: milli ekonomi, üretim ve kalkinma da halk icin vardir, yani bunlar kendi baslarina birer amac degillerdir.

    sonuc olarak, halkin (yani, genel nüfusun; belli bir kesimin degil) ihtiyaclari göz önüne alinarak gelistirilen politikalar, "ifrata veya tefride" (ne cok az ne de cok fazlaya) kacmadan bir ülkeyi yönetmenin, en akilci, kolay, pratik, insancil, zeki ve normal yoludur.

    ReplyDelete

Post a Comment

Popular posts from this blog

"Berlin'de Türk-Alman Futbol Şöleni" mi dediniz!?!

Ben Hırvatistan’dayken

Türkiye enerji alaninda ayni anda, birbiri ile celisen amaclar izlemeye calisiyor